Atatürk'ün Yürüyen Köşkü

1929 - Bir çınar dalını kestirmemek için Atatürk’ün bir köşkü raylar üzerinde nasıl yürüttüğünün öyküsünü okumak için tıklayınız.

İstanbul Surları'ndaki Restorasyon Çalışmaları Üzerine Deklarasyon

31 Ocak 2009 - Deklarasyonu okumak için tıklayınız.

 

YORUMSUZ

 

ATATÜRK'ün Yürüyen Köşkü

 

Kaynak: Daughters_of_Ataturk, (Atatürk'ün Kızları) USA, E-Mail Listesi'nden Meltem B imzasıyla 31 Ekim 2006’da Dağıtılmıştır.

Aşağıda; bir çınar dalını kestirmemek için Atatürk’ün bir köşkü raylar üzerinde nasıl yürüttüğünün öyküsünü bulacaksınız.

Atatürk’ün bu davranışını doğru anlamak, bir diktatörün acaip ve de keyfî bir davranışı sanmamak için; Atatürk’ü iyi kavramak, onun bu ülkeye, bu ülkenin güzelliklerine, doğaya duyduğu sevgiyi ve Yalova’ya ilgisini iyi bilmek gerekir.

Atatürk ve İğde Ağacı
Atatürk’ün ağladığına ilişkin tanıklıklar sayılıdır. İşte onlardan biri …Nezihe Araz'dan okuyalım;

"... Bozkırın, acı bir unutulmuşluk uykusundan Mustafa Kemal tarafından uyandırıldığı o günlerde, Çankaya'dan Meclis'e giden yol üstünde olacak, güzel bir iğde ağacı varmış. Tek bir ağaç... Ve Mustafa Kemal, ne zaman o ağacın önünden geçiyorsa, arabada ne kadar önemli bir mesele konuşuluyor olursa olsun yanındakinin ya da kendisinin sözünü kesiyor. Artık öğrendiği için şöfor de arabayı o sırada yavaşlatıyor ve Mustafa Kemal, yanındakine gösteriyor: ‘ Bak, bu benim iğde ağacım ’. Soylu, yapmacıksız, içten bir sevgidir bu. Mustafa Kemal yalnız o iğde ağacını sevmiyordu elbette. O bir doğa sevdalısıydı ve çorak Ankara onu üzüyordu. Yeni Ankara'yı ağaçlı, yeşil bir şehir haline getirmek onun tutkusuydu. Ve iğde ağacı, bu tutkunun simgesiydi...Aynı yoldan geçerken bir sabah yanındakinin kolunu tutmuş, ‘ Bak, bu benim...’ derken iğde ağacının yerinde olmadığını görmüştü. Mustafa Kemal şaşkınlıklar içinde arabadan atladı ve orada çalışan işçilere sordu: ‘ N'oldu buradaki iğde ağacı? ‘ Yolu genişletmek için kesmişler iğdeyi, meğer. Mustafa Kemal acıyla döndü arabasına ve ellerini yüzüne kapayıp ağladı.." 1)

Atatürk’ü Kendisine Bağlayan Çınar Ağacı
Atatürk’ün baştan yaratmak için üzerine düştüğü bir yer Ankara ise, bir diğeri de Yalova’dır. Hatta Yalova için, “benim memleketim” dediği söylenir.

Yalova’ya 27 kez gelmiş ve toplam 313 gün, 270 gece kalmıştır.Yalova dışında hiçbir yere bu kadar sık gitmemiş ve hiçbir yerde iki çiftlik ve üç ev sahibi olmamıştır.

İlgilendiği her konu gibi,Yalova’nın özel bir yer olarak geliştirilmesi fikrine de büyük bir kararlılıkla sarılmıştır.

Atatürk, Yalova’ya 19 Ağustos 1929 günü gelir ve önce Termal’i sonra da Baltacı Çiftliği’ni gezer. Ertesi gün de Millet Çiftliği’ni gider. Oradan tekrar Termal’e ve ardından da Koru’ya bir gezinti yaptıktan sonra İstanbul’a döner.

21 Ağustos 1929 günü ise Yalova üzerinden Bursa’ya gidecektir. Ertuğrul Yatı ile Millet Çiftliği (günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü) açıklarından geçerken, sahildeki bir çınar dikkatini çeker. Yatı durdurtan Atatürk, yatın teknesiyle karaya çıkar. Çınar ağacının muhteşem görüntüsüne hayran kalmıştır. Yanındakilere, bu ağacın civarına küçük bir köşk yapılması talimatını verir.

A. İnan, Atatürk’le ilgili anılarını anlatırken,Yalova’dan şöyle söz eder; “Yalova’nın seçilişi, bir çınar ağacının çekici görüntüsü ile olmuştur”. 2)

Yapımına hemen başlanan köşk, 22 gün’de, 12 Eylül 1929’da tamamlanır.

 

[Sayfa1] [Sayfa2] [Sayfa3]

 


Web Sitemiz Üyelerimiz Emrah Ömüriş (2006-2007), Ümit Aslan (2007-...) tarafından gönüllü olarak hazırlanmıştır.